Resim öğretmeni olacaktı ama dizi oyuncusu oldu

Samsun doğumlu Nilay Cafer, Samsun’da resim öğretmenliği okurken kendisini Sinop’taki bir dizi setinde bulmuş. İşte hikayesi…

Samsun’da resim öğretmenliği okurken kendisini Sinop’taki bir dizi setinde bulmuş. O gün bugündür oyunculuk yapan Nilay Cafer’le ‘Yunus Emre, Aşkın Sesi’ndeki ‘Balım Kız’ rolünü, “Nilaycığım oraya girmeyelim” uyarıları eşliğinde konuşmaya çalıştık.

Samsun’da resim öğretmenliği okurken kendisini Sinop’taki bir dizi setinde bulmuş. O gün bugündür oyunculuk yapan Nilay Cafer’le ‘Yunus Emre, Aşkın Sesi’ndeki ‘Balım Kız’ rolünü, “Nilaycığım oraya girmeyelim” uyarıları eşliğinde konuşmaya çalıştık.
Doğma büyüme Samsunlu. Resim öğretmenliğinde okurken bir gün dayısının yanına Sinop’a gidiyor. Kuzenleriyle “Dizi çekiliyormuş bakmaya gidelim” diyorlar. Hayatı işte o gün değişiyor… Dün vizyona giren ‘Yunus Emre Aşkın Sesi’nde ‘Balım Kız’ karakterini canlandıran Nilay Cafer böyle anlatıyor keşfedilme öyküsünü. Bugüne kadar pek çok dizide rol alan oyuncu ziyaret ettiği ‘Parmaklıklar Ardında’ dizisinde küçük bir rol için diziye dahil olmuş gerisi kendi deyimiyle ‘çorap söküğü gibi’ gelmiş.
“Yapabilir miyim yapamaz mıyım, diye düşünürken bir anda kendimi Fikret Kuşkan’ın karşısında buldum” diye konuşan Cafer, o ilk sahnede ne kadar heyecanlandığını anlatıyor önce… Hiç aklında yokken başladığı dizide iki sene rol almış. Ardından İstanbul ’a taşınan oyuncu ‘Unutulmaz’, ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ gibi pek çok diziyle devam etmiş oyunculuk serüvenine. “İki yıl oyuncu koçlarıyla ve değerli hocalarla çalıştım” diyen Cafer, ilk başladığı andan itibaren oyunculuğu çok sevmiş.
‘Nilaycığım oraya girmeyelim’
Sektörde hâlâ yeni sayılabileceğini anlatan Cafer, her adımını iki kere düşünerek atıyor. Bu temkinli tavırdan olsa gerek ki kendisiyle yaptığımız söyleşi de sık sık menajeri Ayşegül Bafralı’nın müdahaleleriyle bölünüyor. Galalar için Eskişehir, Ankara ve İstanbul’a gittiğini, galalara ilginin hayli yoğun olduğunu anlatır ve bu süreçteki yorgunluğundan dem vururken misal, kayıt cihazına menajerinin sesi karışıyor birden: “Yorulduk ama güzeldi!”
Sohbetimiz, filmin esas konusu olan Yunus Emre’yle sürüyor. Filmden önce Yunus Emre felsefesiyle ilgili pek çok kaynak okumuş genç oyuncu: “Eskiden de bilgim vardı ancak film belli olduktan sonra pek çok belgesel izledim.” Filmin, daha vizyona girmeden Avrupa’da pek çok ülkeden gösterim teklifi aldığını anlatan Cafer, Türkiye ’nin Yunus Emre’ye daha çok sahip çıkması gerektiği kanısında: “Ben tabii Türkiyemizde bu işin çok daha yayılmasını, izlenmesini isterim. Avrupa’da 10’dan fazla ülkeden davet alıyoruz. Ben Türkiye’den daha fazla talep gelsin istiyorum.” “Daha önce aklınızda oyunculuk var mıydı?” diye sorunca söyleşi konuğumuz bir an duraksıyor ama menajerinden kilit bir yardım daha geliyor: “Nilaycığım oraya girmeyelim.”
Bir an duraksayan Cafer sözlerini filmin senaryosunu yazan ve yöneten Kürşat Kızbaz’la ne kadar güzel çalıştığını anlatarak sürdürüyor. “Herhalde daha çok filmden bahsetmek istiyor” diye düşündüğüm oyuncuya cevaplamak istediği soruyu, yani “Filme nasıl dahil oldunuz?” sorusunu yönlendiriyorum. Uzun uzun anlatıyor: “Kürşat Kızbaz beni ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ dizisinde görmüş. Çok değerli menajerim de yönetmene beni önerince Kızbaz ‘Balım Kız Nilay olmalı’ diyor. Zaten ilk günden beri birbirimizden bu elektriği alabiliyoruz Kürşat Bey’le. Ben de duyduğum anda işin içinde olmak istediğimi söyledim. O da çok doğru bir tercih yaparak beni seçti. Bu anlamda mütevazı olamayacağım. Benden iyi ‘Balım Kız’ bulamazdı” Audition’a girip girmediğini merak ettiğim Cafer’in gözleri tekrar menajerine dönüyor. Onay aldıktan sonra ben de yanıtı alabiliyorum: “Hayır, seçme gibi olmadı; Kürşat Bey benimle karşılaştığında rolü bana vermeye karar verdi.”
25 yaşındaki oyuncu “O gün o sete gitmeseydiniz nasıl bir hayatınız olurdu?” soruma karşılık, “Büyük ihtimalle Samsun’dan taşınmazdım” diyor . Samsun’da hâlâ kopamadığı ve kardeşi gibi sevdiği dostları olduğunu anlatan Cafer’in ailesi de oyunculuk konusunda kendisini çok desteklemiş. Her zaman “Nilay ne yaparsa doğru yapar” diyerek kızını destekleyen baba Cafer, kızıyla her zaman gurur duyuyormuş. “Tuttuğunu koparan, kararlı bir yapınız mı var?” diye sorduğumda kaderci bir insan olduğunu vurguluyor: “Bir iş bana verildiğinde en iyisini yapmaya çalışırım, mükemmeliyetçi bir yapım var ama olmuyorsa olmuyordur. Gerisini Allah’a bırakırım. Bir şey olmuyorsa benim için hayırlı değil diye düşünürüm.”
Planları arasında yeni bir dizi var mı peki? Cafer, dizileri “Varlığı bir dert, yokluğu yara” sözüyle tanımlıyor. Pek çok oyuncu gibi Cafer de dizi setlerindeki yoğun tempodan şikâyetçi. “48 saat aralıksız çalıştığımı bilirim” diyen Cafer’i en çok açlık yıldırıyormuş: “Uykusuzluğa dayanabilirim ama açlığa hiç tahammülüm yok, aç kalınca bütün enerjim düşüyor elim ayağıma dolanıyor.” Yine de dizide oynamadığı zamanlarda set ortamını çok özlediğini ekleyen Cafer dizinin farklı sinemanın farklı bir tadı olduğunu anlatıyor: “Film setinde kostümünden mekânına, saçından makyajına çok ayrıntılı bir çalışma vardı. Dizide böyle olmuyor tabii, her şey çok hızlı ilerliyor. Ama dizinin de sürekliliği olması beni çok çekiyor.”
Resim sergisi hayali var
Eskiden televizyonda izlediği isimlerin arasına girmenin nasıl bir his olduğunu sorunca Cafer konuyu yeniden nasip ve kısmete bağlıyor… Hayatında hiçbir şeyin değişmediğini anlatan Cafer, sadece mekânın değiştiğini, onun dışında hiçbir şeyin kendisini havaya sokup değiştirmediğini anlatıyor. Çalıştığı vakitler dışında resim yapmayı çok seviyormuş. Bir arkadaşıyla sergi açma planları bile var. “Resim öğretmenliği yapamayacağım için resim öğretmenliğini bıraktım, yoksa resmi çok seviyorum” diyen Cafer yaptığı bir staj esnasında öğretmen olamayacağına karar vermiş: “Öğretmenlik çok büyük bir sabır gerektiriyor, gördüm ki öğretmenlik bana göre bir meslek değil.”
Geleceğe dair çok büyük hayalleri ve planları yokmuş genç oyuncunun: “Her şey olması gerektiği kadar olmalı. Rabbimiz ne verdiyse onun olması gerekiyor. Büyük hedeflerim yok ama inşallah güzel yerlerde oluruz.”
Radikal