Bir duayen: Cemal Yeşilyurt

Bir duayen sanayici: Cemal Yeşilyurt

Cemal Yeşilyurt’un kamyon şoförlüğünden başlayıp, Samsun’da kurduğu Yeşilyurt markası, bugün çeşitlenerek büyümeye devam ediyor

Yeşilyurt Grup, bugün 30 ülkeye ihracat yaparak İstanbul Ticaret Odası’nın her yıl açıkladığı Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında 95. sırada yer bularak Samsun’un gurur markalarından birisi oldu. 1987 yılında haddaneyle başladığı yatırımlarını sürdüren Yeşilyurt’un bu başarısının en önemli mimarı Cemal Yeşilyurt.  75 yaşına rağmen kendi aracını kendisi kullanan, sanayi yatırımlarının yanı sıra ülkenin eğitiminden, sosyal konularına kadar bir çok alanda hizmeti eksik etmeyen Cemal Yeşilyurt…

“En büyük zevklerimden  biri sanayi de durmak ve o  kokuyu teneffüs etmek; diğeri de kendi arabamı kendim sürmek.”
Allah sağlık ve uzun ömür versin. 75 yaşına geldiniz ama kendi aracınızı bile kendiniz kullanıyorsunuz, şoför kullanmıyorsunuz. Eski mesleğiniz olduğu için mi?
YEŞİLYURT: Eğitime 15 milyon TL harcayan biri olarak şoföre bin lira vermekten kaçtığımızdan değil. Biz köylü çocuğuyuz, ne mutlu bize ki terbiye aldık. Bana şoför sabah kaçta lazım olacak onu bilemiyorum ki.  Ayrıca bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi ben askerde komutan şofürüydüm. Erzurum’un -15 derece soğuğunda aracın dışında komutanı beklerdim. Bir şoför için arabanın yanında beklemenin ne kadar zor olduğunu ben çok iyi bilenlerdenim. Yaşadığım acıları bir şoföre çektirmek istemiyorum. Ben sabah işyerime kaçta geleceğimi çok iyi bilmiyorum, çocuklarım yetişti, onlar işi götürüyorlar.  Ben bazen 7’de, bazen 8’de, bazen de 10’da işyerine geliyorum. Ben şoförüme kaçta ‘gel’ diyeceğimi dahi bilmiyorum. Kolum tuttuğu, sürebildiğim müddetçe kendi arabamı, kendim  sürmeye kararlıyım.  Tenkit de yediğimin farkındayım ama beni iyi tanıyanlar bilirler ki; ben bin lira şoför maaşından kaçan biri değilim. Bu benim hobimdir,  ben gençliğimde bundan para kazandım. Hep aracımı kendim kullanmak istiyorum. En büyük zevklerimden  biri sanayi de durmak ve o  kokuyu teneffüs etmek; diğeri de kendi arabamı kendim sürmek. Elim ayağım tutmayınca belki o zaman alacağım bir şoför. Ama yine de o zamanda çocuklarımın beni getirip götürmeleri beni daha rahat ettirecek.
Siz ekmeği de hiç attırmazmışınız?
YEŞİLYURT: Bizde ekmek hiç atılmaz.  Bizim evde ekmek artırılmaz ama torunlar gelince onlar yarım bırakıyor. Onların yarım bıraktığını toplar, naylona koyar, sabah kızarttırır yerim. Bizim evde ekmek atmak yasak, yemek atmak yasaktır.
2012 yılında 86 milyon TL KDV ödedim. Samsun’dan kazandığımı, Samsun’da yatırım yapmak için söz verdim, sözümü de tutuyorum, tutmaya da devam edeceğim.
Trabzon Of doğumlusunuz, ilk yatırımlarınız Karabük’te ancak tüm yatırımlarınızın Samsun’da olduğunu görüyoruz. Neden Samsun?
YEŞİLYURT: Ben Samsun’a, Samsun milletine,  Samsunlu dostlarıma 25 sene önce buraya geldiğimde,  ‘Kazandıklarımla Samsun’a yatırım yapacağım’ sözünü verdim. Bu sözümde geldiğim günden beri devam ediyorum, devam edecek. 2012 yılında  yaptığımız yatırımların toplamı 130 milyon TL ve bu yatırımlar devam ediyor. 2013 yılında da 50 milyon TL’lik Samsun’a yatırım yapacağız. Allah nasip ederse de haziran ayına kadar da yatırımları tamamlamak niyetindeyiz. Bundan sonra yine  kazanırsak, yine yatırım yapacağız. Hatta Samsun’da sanayiye uygun yeni parseller arıyoruz, güzel  parseller bulabilirsek alacağız ve  yatırımlara devam  edeceğim.  Samsun’da tek ağır sanayi Yeşilyurt. Çok zengin olursunuz, çok fabrikanız olur  ama ağır sanayi olmaz. Ama bizim demirçelik ağır sanayidir. Bir ağır sanayinin katma değerinin ne kadar büyük olursa, o  memlekete neler götürebileceği çok daha iyi anlaşılır. Düşünün 2012 yılında yaptığımız yatırımın toplamı 130 milyon TL ama 86 milyon TL’lik KDV ödemişim, 1,850 milyon TL  muhtasar, 5.5 milyon TL SSK ödemişim.
Samsun’da sanayiye yeterince önem verilmiyor. Samsun 1 milyon insan yaşatmaya namzet bir yer ama bu kadar insana iş vermezseniz ne olacak? Bir milyon insan yaşarken 100 bini işsiz olursa o şehirde huzur ortamı olmaz. Sanayiyi bilen yok bu memlekette; işte sanayi bu! Kaç tane  30 milyon TL lazım  Samsun’u kurtarmak için? Bana göre 5 tane.  Demekki 5 tane Yeşilyurt olsa Samsun kurtuluyor demektir.
“Yeşilyurt ekonomiye yatırım yaparken, sosyal işleri de unutmadı ve 2010-2012 yılları arasında eğitime 15 milyon TL harcadı”
Sadece yatırımlar değil, eğitim, sağlık gibi bir çok alanda Samsun’a ve başka şehirlere katkınız var. Yeşilyurt aynı zamanda sosyal bir kurum.
YEŞİLYURT: Ben sanayi de doğdum, sanayi de öleceğim.  Niyetim bu.  Çocuklarıma, torunlarıma bunu aşılamaya çalışıyorum.  Ben özverili olduğumu düşünüyorum. Sosyal nitelikli isteklerle kapıma gelenleri boş çevirmemeye çalışıyorum. Yeşilyurt ekonomiye yatırım yaparken, sosyal işleri de unutmadı elbette. Samsun’da 24 derslikli ilköğretim okulu ve meslek yüksek okulu yaptırdık. Doğduğum kent Trabzor’un Of İlçesi’ne 24 derslikli ilköğretim okulu ve 120 kişi kapasiteli kız öğrenci yurdu yaptırdık. Of’taki ilkokulu babamın adına yaptım. Bir de İmam Hatip Lisesi bahçesine, ilçeye gelen kız öğrencilerin barınması için annemin adına yurt yaptım. Yeşilyurt geçmişini inkar etmeyen bir kuruluş. İlk para kazandığım Karabük’e de 24 derslikli ilköğretim okulu  yaptırdım. 2010-2012 yılları arasında eğitime harcadığımız para 15 milyon TL. Sağlıkta ise bugüne kadar hiç bir kamu hastanesinden gelen isteği imkanlar ölçüsünde geri çevirmemeye çalıştık.
“Çocuklarıma vasiyetim; istihdam ettirdiğim 5 bin işçi nüfusunu 10, 15 bine  çıkaramalarıdır”
Samsun’dan büyüyen bir ekonomik dev kurdunuz. Şimdi işlerin belli bölümleriyle çocuklarınız ilgileniyor. Çocuklarınıza tavsiyeleriniz ne oluyor?
YEŞİLYURT: Ben en çok iftihar ettiğim şey, varlığım, fabrikalarım, param, malım, mülküm değil, kazandığımı insanlarla paylaşmamdır. Kazandığımı paylaşmak beni mutlu ediyor ve ben buna devam edeceğim. Zannediyorum ki benim Samsun’da istihdam ettirdiğim işçilerdeki nüfusum 5 bin civarında.  En büyük hedefim; bu 5 binleri, 10 bin, 15 bin yapmak. Tabiiki bu yaştan sonra bunları çok göremeyeceğimi  biliyorum ama çocuklarıma bunu öyle aşıladım ki, zannediyorum onlarda bu şuur içinde bunu devam ettirecekler.  Bu benim çocuklarıma vasiyetimdir. Ben şoförlükten geldim, 35 yaşında şoförlüğü bıraktım, buraya kadar yapabildim.  Onların, hazır kurulmuş böyle güzel bir müesseseyi çok çok ileri götüreceklerine inanıyorum.
“2013 yine biraz sisli dumanlı geçecek ama 2014 ve 2015’ten sonra bu karabulutların dağılacağına inanıyorum. Türkiye’nin geleceğine güveniyorum”
Samsun’da sanayinin kanaat önderlerinden birisiniz. Samsunlu işadamlarına, yatırımcılara büyümek için ne salık verirsiniz?
YEŞİLYURT:  İşadamlarına, sermaye sahiplerine tavsiyem, tabi ki tüccarlık bizim bir parçamız, olması gereken bir mesleğimiz ama sanayiye önem versinler. Parayı da, onuru da, hizmeti de orada bulacaklar. Gençlere ve yatırımcı işadamlarına tavsiyem; maalesef 2008 yılından beri sisli, bulutlu, karanlık bir dünyada yaşıyoruz. Bu 2008 kriziyle başlayan sonra Ortadoğu’daki  savaşlar ve rejim değişiklikleriyle devam eden kargaşa da, 1-2 sene sabretsinler.  Önlerini görebildikleri kadar gitsinler.  Önlerini ne kadar görüyorlarsa o kadar açılsınlar, daha fazla açılmamalarını tavsiye ediyorum. Ancak sisli dünyada, eğer siz buna hazırsanız,  paranız varsa, bankadan kullanacağınız  para sizi ileride kötü duruma düşürmeyecekse, orada güçlüyseniz , yatırımlara devam etmelerini  bilhassa istiyorum. Çünkü ben 2012 yaptığım yatırımları, 2007’de yapsaydım, belki yüzde 30 daha pahalıya mal edecektim. Avrupada kriz olduğu için her şeyi daha ucuza alıyoruz, insanlar daha ucuz çalışıyorlar.  Krizin  işadamlarına getirdiği bazı dezavantajlar olduğu gibi avantajlar da vardır. Bunu işarkadaşlarıma, gençlere, meslektaşlarıma yine söylüyorum, paraları varsa, bankadan kullandıkları kredileri  eğer sarsmayacak durumdaysa, yatırım yapmaya devam etsinler. Bu dünya böyle  gitmeyecektir. Ben 2013 yine biraz sisli dumanlı geçecek ama 2014 ve 2015’ten sonra bu karabulutların dağılacağına, eski dünyamıza  yeniden kavuşacağımıza inanıyorum.  Bilhassa Türkiye’nin kat ettiği mesafeye çok  güveniyorum. Artık Türkiye  ithal eden değil, ihraç eden bir ülke olacağına inanıyorum. Biz şimdiye kadar bütün yatırımlarımızı nasıl ihracat yaparız  düşüncesiyle yaptık. Şimdiden  sonra büyüyen Türkiye’de  malımızı bizim milletimize satabileceğimizi zannediyorum.  Ben Türkiye’nin geleceğine güveniyorum.

Haber Gazetesi / Röportaj: Erdem EROL